19
Şub/07
0

Kurtlar Vadisi Terör’e sansür ne ifade ediyor?

Yeraltı dünyasının pis işlerini, çarkın nasıl ve ne tür dalaverelerle döndüğünü anlatan, bu işi yaparken de “Türkiye’nin bu karanlık ve puslu vadisinde yaşananları anlattığımız bu dizideki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür” ibaresiyle gerçek ile kurgu arasındaki ince çizgiyi belirleyen Kurtlar Vadisi dizisi yayınlandığı süre zarfında hem yapımcı ve oyuncularına hem de yayıncı kuruluşlarına büyük paralar kazandırdı.

Dizinin oldu-bittiye getirilerek ve belki de ilerisi pek fazla düşünülmeden bitirilmesinin ardından bir anda açıkta kalan ekip, akılcı ve klasik bir manevra ile “Kurtlar Vadisi Irak” filmi ile kazanç hanesine birkaç puan daha eklemesini bildi.

Dizi, kilit oyunculardan Süleyman Çakır’ın (Oktay Kaynarca) rol icabı öldürülerek diziden çıkarılmasının ardından gıyabi cenaze namazları kılacak kadar ileri giden fan grupları oluşturdu. Sırf pastayı aile dışına çıkarmama uğruna yapımcılığını Osman Sınav’ın elinden alıp eline geçiren ağabeyin abisi Raci Şaşmaz’ın bu davranışının ardında tarikatlara kadar uzan söylentiler bile çıktı. Velhasıl Kurtlar Vadisi içinde bir Kurtlar Vadisi daha sergilendi arka planda. Tabi çoğumuz bunu ya görmedik ya da görmezden geldik. Gerçi görsek de vatan uğruna şehit olan Süleyman Çakır’ı Cennetin başköşesine gönderen kitlenin, bayrağı devralan Polat’ın izinde yürümekten başka bir çaresi de yoktu. Nitekim bir nevi rakip olarak çıkarılan Acı Hayat dizisinde aşk ile sokak serseriliği arasında sıkışmaktan öteye gidemeyen bir Kenan İmirzalıoğlu portresinden başka bir şey yoktu.

Daha önce Kenan İmirzalıoğlu’nun başrolünü oynadığı “Deli Yürek” dizisinin bitiminin ardından benzer bir sinema filmi çekilmesi ile benzerlikler arz eden Kurtlar Vadisi serüveninin aktörleri anlaşılan yeni projeler üzerinde pek muvafık olamamışlar ki dizinin farklı bir versiyonu ile ve ek karakterlerle “Kurtlar Vadisi Terör” isimli devam mahiyetinde bir yapımla yürüme kararı aldılar.

Lakin gelin görün ki belki ilahi adalet tecelli etti ve Çakır’ın ahı dizinin üzerine kâbus gibi çöktü. Şehit annesinin derdine ortak olma imgelemesiyle startı verilen Kurtlar Vadisi Terör’ün ikinci bölümünü iple çeken izleyiciler büyük bir sürpriz ve hayal kırıklığı ile karşılaştılar ve Kurtlar Vadisi Terör yerine RTÜK Amca yapımı Kurtlar Vadisi Sansür dizisini izlemeye mecbur kaldılar.

Olayın buraya kadarki gelişiminde Türkiye şartlarında baktığınızda pek de anormal bir durum görünmüyor. Lakin objektif bir pencereden baktığınızda olaydaki terslikleri bariz bir şekilde görebiliyorsunuz. “Banu Alkan – Murat Taşdemir”, “Ahu Tuğba – Meriç Erkan” rezilliklerine, Sabah Programları keşmekeşliğine, Mehmet Ali Erbil’in don indirme utanmazlığına el koymakta kaplumbağa hızı ile hareket eden, Fear Factor denen programda yarışmacılara ağızları ile fare taşıtılmasına seyirci kalan RTÜK, bir anda kaplan kesilerek Show TV’ye notayı anında verdi; “Ya diziyi yayından kaldır, ya da ekranını karartırım!”

Tabi bu olayın Pana Film – Kurtlar Vadisi cephesinden görünen boyutu. RTÜK ise kesinlikle böyle bir durumun olmadığını savunuyor. Olayın aslını ise zaman gösterecek.

Lakin olayın bir başka boyutu var ki bütün bu ifade edilenlerin de üzerinde. Dizinin yayından kaldırılmasının gerekçesi izleyiciden gelen yoğun şikâyetti. Dizi yayından kalktıktan sonra ise RTÜK yine bir o kadar belki de daha fazla şikâyet ve eleştiri yağmuruna tutuldu, web sitesi yoğun ziyaretçi trafiği nedeniyle kullanılamaz hale geldi.

Halk arasında yapılan anketlerde de dizinin sansürlenmesini destekleyenlerin oranı % 10,9 iken uygulamayı haksız bulanların oranı % 81,5. (Detaylı anket sonuçları için http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=220698) Bu da demek oluyor ki halka rağmen ve halk için yapılmış bir uygulama! Tıpkı demokrasimizin, adalet, yargı ve diğer kamu sistemimizin işleyişindeki çarpıklıklar gibi.

Bu yazı 19 Şubat 2007 Pazartesi günü yayınlandı, 392 defa görüntülendi.
Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.

Yorum gönder.

Geri izleme yok.