Eyl/09 3
Alma mazlumun ahını…
Aslında bu konu ile ilgili olarak söylenecek çok şey var. Ergenekondan darbelere, din düşmanlığından halk düşmanlığına kadar birçok konuda yapılacak yorumlar, yazılacak cümleler mevcut. Fakat gerek işlerim itibariyle yazmaya pek vakit ayıramıyor olmam, gerekse artık şükürler olsun ki yazılacakları nasıl olsa yazan birilerinin olması beni bu yükten kurtarıyor. Sadede gelecek olursam; konu, gün içinde haber kanallarına ve internet sitelerine yansıyan Doğan Yayın Holding’e Maliye Bakanlığı’nca kesilen 3,7 milyar liraya yakın (eski parayla 3,7 katrilyon) vergi cezası.
Allah biliyor ya; Doğan Grubunun hem sahiplerini, hem çalışanlarını (kamuoyu önüne çıkıp şov, iftira ve hakaret gibi kabih konulardaki ustalıklarını sergileyen çalışanları kastediyorum), hem de icraatlarını günahım kadar bile sevmem. (Sevmemek dava konusu olan bir eylem miydi acaba?)
Bazı sosyal şovenistlerin sığındığı, grubun iştiraklerinde ve şirketlerinde çalışıp evine ekmek götüren binlerce insanın olması gerekçesi, şirketlerin vergi kaçırmalarına, başkalarının hakkına-hukukuna tecavüz etmesine gerekçe değildir. Bunu dillendirmek bile akıl tutulmasının, hezeyana düşmenin bariz belirtileri değil midir?
Hem bu tür bir yaklaşım, insanlara ekmek veren (kaldı ki kimse kimseye haketmediği birşey vermez, kazanan çalıştığının karşılığını alıyordur) ve vergisini eksiksiz ödeyenlere haksızlık olmaz mı? Ve sonuca baktığınızda ödüllendirilmesi gereken dürüstlük cezalandırılmış olmaz mı!?
O nedenle Doğan Grubuna daha önce kesilen cezaları da, bugün kamuoyuna yansıyan cezayı da gayet doğal bir işlem olarak görüyorum. Hatta daha önce yanlış hatırlamıyorsam Petrol Ofisi için kesilen ve uzlaşma sonucu kuşa çevrilen verginin de tamamiyle ödenmesi gerektiğini düşünmüş, indirimi yanlış bulmuştum.
Yerel seçimlerin arefesinde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan ve tayfası arasında yaşanan polemikte taifenin gerekçesi hep “siyasi sindirme / yıpratma girişimleri” yönündeydi. Oysa ki Doğan Grubunun basın – yayın organlarınca yapılan propagandalar, darbe tellallıkları, ‘411 el kaosa kalktı’ manşetleri, hükümete yakın kesimleri karalama, iftiraya boğma girişimleri, hükümeti destekleyen halkı hor ve hakir görüp aşağılamalar bu durumun siyasi sindirmeden ziyade siyaseti sindirme girişimi olduğunu açıkça gözler önüne seriyordu.
Medyayı ve medya müntesiplerinin kendi aralarındaki ilişkileri çok teferruatlı bilmesem de arkalarında holdingler olan grupların birbirlerinin kuyularını kazmak için sürekli çaba sarfettikleri aşikar. Yukarıda bahsettiğim yerel seçimler zamanındaki olaylarda Doğan Grubunun kendisine başka medya organlarından destek bulamaması da bu nedenledir.
Nitekim bu durumu Yavuz Semerci, Gazeteport‘taki, Adnan Berk Okan da Gazeteciler‘deki yazılarında gayet güzel bir şekilde açıkladılar. Yazıları aşağıya alıntılıyorum, umarım faydalı olur.
Sözün özü; “Dün kuyusunu kazdığından, bugün kuyuya düştüğünde seni çıkarmasını isteyemezsin.” Biraz daha kısaltırsak; “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.”
Rakibinin batışına şampanya patlatmak!
Sorun, Aydın Doğan’a ait şirketlere yönelik peş peşe kesilen vergi cezalarının isabetli olup olmaması değil…
3.7 milyar lira vergi cezasını (seçim öncesi kesilen cezayı da katarsanız, 5 milyar lirayı aşar) öderler mi, konu uzlaşmayla çözümlenir mi, mahkemelik mi olurlar, ceza yargıdan mı döner? Bu sorularının ayrıntılarına girmek ve tartışmak neredeyse imkansız hale geldi. Konu öylesine teknik ki…
Ayrıca elimizin altında kesilen vergi cezalarına yönelik rapor yok. Tek taraflı bir bilgilendirme yaşanıyor.
Bugün dile getirilmesi gereken birkaç ayrıntı var.
Haber tüm internet sitelerinde yer aldı. Yorumcular ikiye ayrılmış: AK Parti kendisine biat etmeyen Doğan Grubu’nu susturmak için vergi cezası kestiğini ileri sürenler, diğer tarafta ise “Oh olsun” diyenler var. Ve Doğan Grubu’nun batmasını isteyenlerin çokluğu ne yazık ki bana şaşırtıcı gelmiyor…
Bence bu grubun yöneticileri ve patronu “nerede hata yaptıklarını” bir kez daha düşünmeli.
Medya sektörü ve reklam pastasından yüzde 50’nin üzerinde pay alan bir grubun bu kadar düşman biriktirmesinin temelinde 2000 yılından sonra rakiplerini sindirmek ve yok etmek üzere kurguladıkları politika var.
Star’ın sahibi Cem Uzan, Show TV ve Akşam’ın sahibi Mehmet Emin Karamehmet ve Sabah’ın sahibi Dinç Bilgin… Üçü de banka sahibiydi. Üçünün de bankasına el kondu. Hepsi zor günler geçirdi. Doğan Grubu, olayları soğukkanlı bir şekilde gazetelerine yansıtmak yerine, bu grupları peşinen “hortumcu” ilan etti. Bu durumu pazar payını artırmak için kullandı. (Bir ara 2001 yılında 6 aylığına Dinç Bilgin ile anlaştılar. Hortumcu sıfatını bir süre kullanmadılar) Rakiplerinin borçlarını ödemek için yaptıkları samimi yaklaşımları bile yerden yere vurdular. Detaya girmeyeceğim. Sadece medyada konuşulan bir örnek yeter…
“Aydın bey, Turgay Ciner, Sabah’ın yönetimine geçtikten yıllar sonra Dinç Bilgin ile tekrar anlaştı. Ve Bilgin, sonra hükmü kalmamış bir belge ile Sabah’a el konulmasını sağlayacak süreci başlattı. TMSF Sabah ve atv’yi Ciner’in elinden aldı. 2 Nisan 2007 tarihinde Doğan Grubu’nun yönetim merkezinde bu olay şampanya ile kutlandı.”
O gün rakibinin gazetesine el konulmasını kutlayanlar bugün kendilerine yönelik yıkıcı ve yok edici cezanın haksızlığını (haklı mı haksız mı önemli değil) dile getirecek medya bulamıyorlar doğal olarak.
Hatırlayın, Mehmet Emin Karamehmet, Türkiye’nin en değerli bankası Yapı Kredi’yi (diğer bankasına el konulduğu için) mecburen ucuz fiyata elinden çıkarmak zorunda kalacağı bir süreç içindeydi. Turkcell gibi dünya şirketindeki hisselerini satarak borç buluyor, TMSF’ye milyarlarca dolar ödüyordu. Hürriyet ise aynı dönemlerde yayın yapıyordu: “Bu hortumcuya niye bu kadar destek veriyorsunuz. Neden tüm mallarına el koymuyorsunuz… Bu borçların üzerine yatacak.” Ankara bu yayınlara aldırış etmedi. TMSF gerekli süreyi verdi ve Karamehmet kamuya neredeyse 3 milyar dolar borç ödedi.
Bugün gelinen noktada Doğan Grubu artık yalnızdır.. Kendisine ne Çalık, ne Ciner ne de Karamehmet Grubu “empati” gösterecektir.
Rakiplerine karşı halkta düşmanlık yaratacak nitelikte ve ölçüsüz acımasızlıklar içeren yayın politikası sürdüren Doğan Grubu bindiği dalı kesti.
Artık yalnızlar…
Bunu hak etmiş olmalarına gerçekten üzülüyorum…
Yavuz Semerci
Aydın Bey ektiğini mi biçiyor?
İşte o zulüm defteri kamuoyunun, “Geçmiş olsun Aydın Doğan” deme duygularını köreltiyor…
Aydın Doğan’ın başına gelenlere sevinmiyor aksine üzülüyorum…
Hatta Aydın Bey’e acıyorum da…
Hem de bütün acımasızlığına rağmen acıyorum ona…
Başını yastığa koyduğunda neler düşündüğünü hissedebiliyorum…
Yıllarını vermiş ve bulunduğu noktaya gelmiş…
Bir an için sıfıra indiğini düşünmesi bile onu çileden çıkarabilir…
Şimdilik televizyonlarına çıkıp esmiyor, gürlemiyor…
Yazarlarının tamamı değilse de, hak etmedikleri kadar çok parayı sayesinde kazanmış birkaçı, sözüm ona savunma yapıyorlar…
Neymiş?..
“Adalet, eşitlik, hakkaniyet”miş…
Bu arkadaşların en büyük özellikleri, iğne kendilerine battığında akıllarının başına gelmesi ve “”Adalet, eşitlik, hakkaniyet” çığlıkları atmaları…
Rakiplerine batan küflü mızraklar karşısında “3 Maymun”u oynayanlar; kendilerine iğne ucu batınca, yaygara koparıyorlar…
“Adalet, eşitlik, hakkaniyet!..”
Mehmet Emin Karamehmet’in bütün serveti çalındı elinden…
Aydın Doğan o süreçte mazlumun değil zalimin yanında yer aldı…
Dinç Bilgin’in bankası, gazeteleri ve televizyonu adeta yağma edildi…
Aydın Doğan o günü neredeyse “Doğan bayramı” ilân etti…
Cavit Çağlar’ın NTV’sini elinden kopararak çalan adamı yanına aldı, sırtını okşadı…
Garipoğlu ailesi POAŞ’ı satın aldığında, dönemin siyasal iktidarına ihaleyi iptal ettirdiğini sağır sultan biliyor…
Sonra ne oldu?..
Onu da herkes biliyor ama ben bir kez daha anımsatayım:
Halen POAŞ’ın sahibi…
Albayrakların 12 yaşındaki çocukları bile gözaltına alındığında medyasında atılan “oh olsun!” çığlıklarını şehevi bir zevkle izledi…
Enver Ören’in ayaklarına prangalar vurulduğunda şerefine şampanyalar patlattı…
Ve…
Uzan ailesinin bütün serveti ellerinden alınırken takındığı tavır…
Hükümeti avuçları patlayıncaya kadar alkışlarken, Uzan ailesi için kendi medyasında yapılmadık hakaret bırakmadı…
Ve…
Turgay Ciner olayı…
Turgay Ciner’in medya dünyasında büyüdüğünü görünce TMSF’ye uyduruk deliller(!) verdi…
Şimdi, gelelim günümüze…
Maliye Bakanlığı’nın kestiği 3.7 Milyar Liralık cezaya…
Acaba Aydın Bey yukarıdaki tabloyu hatırlıyor mu?..
Bir türlü yok edemediği o “rakip bedenler” gelip geçiyor mu gözlerinin önünden?..
Çukurova,
Bilgin,
Çağlar,
Garipoğlu,
Uzan,
Ciner ve daha yüzlercesi…
Hâsılı, Aydın Bey’in “Zulüm Defteri” dolu…
İşte o zulüm defteri, kamuoyunun “Geçmiş olsun Aydın Doğan” deme duygularını köreltiyor…
“Ektiğini biçiyorsun Aydın Bey” dedirtiyor onlara…Adnan Berk Okan
Destek
E-posta aboneliği
Kısa Kısa
- Genelkurmay, son Osmanlı şehzadesi Ertuğrul Osmanoğlu'nun cenazesine bırakın katılmayı çelenk bile göndermemiş. Merhum darbeci olmadığından mıdır acaba!?
- Birkaç yanlış tercihten sonra masaüstü blog yayıncılığı için en iyi aracı buldum: Zoundry Raven. Gerçekten mükemmel ve ücretsiz...
- Garson, oradan bir porsiyon ceviz.net veritabanı çek; "yazılamayıp sadece okunabilen" bir kopya da ben açacağım... :)
- Ramazanın gelmesiyle itikadları artan kindaş kanallar, Kadir Gecesi komple yandaş olmuş ya!
- Hayranı olunası yeni bir yıldız doğuyor: Osman Pamukoğlu!...
- Brüksel Parlamentosu'na milletvekili seçilen Mahinur Özdemir, başörtüsüyle parlamentoya girip yemin etmiş. Eco Witt bu günleri görseydi Mahinur Özdemir'e de haddini bildirtirdi!..
Son Yazılar
- W3 doğrulaması, sık karşılaşılan hatalar ve çözümleri 1
- Ekonomi doktorundan hesap kitap tüyoları
- WordPress Türkçe üye giriş eklentisi Sidebar Login
- WordPress Gentle Wiki teması
- Anasayfada bazı kategorilerin yazılarını gizlemek
- Alma mazlumun ahını…
- IFRAME Virüsünü temizleme yolları
- WordPress RSS beslemelerini devre dışı bırakmak
- Firefox 3.5 için PageRank eklentisi
- WordPress Lightword teması Türkçe çevirisi
25 Eylül 2009 12:37
Eğer bu hükümet Aydın Doğan’ı bitirirse bu memlekete 10 yılda yapmadığı kadar büyük bir iyilik yapmış olur. Ama bunu yok ederken başkalarını da büyütmemeli…
07 Şubat 2010 13:52
Olayın diğer ucunu kapalı kapalıar ardından gormek istersek, kontragerillanın medya ayağı Doğan Holding.