Genelkurmay’dan basınımıza askerlik dersleri
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un geçen hafta yaptığı ve medya leşkerlerinin en üst düzeyde (utanmasalar patronaj düzeyinde katılacaklardı) katılım ve ilgi gösterdiği basın toplantısı neresinden bakarsanız bakın hayli ilginçti. Eline alarak basın mensuplarına gösterip özelliklerini sıraladığı LAW silahı ve açıkladığı askeri tabirler ile (pembe teskere, eksik organ gibi gerekçelerle askerlikten muaf gazetecilerimizin cahilliklerini gidermek için yapılmış bir eylem olsa gerek) güzide basınımıza askerlik konusunda epey bilgi verdi.
“Ne habersin ne Türk’sün”
Ali Atıf Bir’in 03 Mayıs 2009 Pazar tarihli “Kesik baş cinayeti ve melez gazetecilik” yazısı üzerine Habertürk Gazetesi’nde yayımlanan “Katil zanlısını savunan danışman profesör” başlıklı yazı, Ali Atıf Hoca’yı epey kızdırmış olmalı ki haberde geçen iddiaları madde madde sıralayıp “Haber değil komedi!” başlıklı yazısında bugün cevap vermiş.
Oyuncakları elinden alınan çocuğun ihtirası
Hepimiz çocukluk döneminden geçtik bu günlere gelebilmek için. Ve yine hepimiz diğer çocuklarla oyunlar oynadık sokaklarda. Bu oyunlar esnasında yeri geldi sevindik, yeri geldi kavga ettik, yeri geldi düşüp üstümüzü-başımızı kirlettik. Ama bunların içinde unutamadığımız, ne kadar büyüsek de hafızamızın bir köşesinde hala yer bulan ender durumlar vardır: kaybettiğimiz, sopa yediğimiz zamanlar.
Yazarlar ne yazarlar?
Yanlış hatırlamıyorsam sene 98′di. Tarkan “Çişim geldi” dediğinde camianın kopardığı yaygarayı ve fırtınayı bilmeyenimiz yoktur. Aradan 8 sene geçti. Ve gördüklerim bu 8 senelik zaman zarfında kaydettiğimiz ilerleme ne kadar da gelişime açık bir toplum olduğumuzun en güzel (!) kanıtı!
Sinan Çetin ve programı
Akşam TGRT’de Sinan Çetin’in hazırladığı bir programdan kısa bir kesit izlemek zorunda kaldım: 20-22 yaşından bir genç kız giyinmiş gelinliğini ve kameraya “Seni seviyorum aşkım, benimle evlenir misin” gibisinden bir safsatalar yığını parçalıyor.
