Tuhaf yaratıklarız vesselam!

Türümüzden milyarlarca adet olduğu halde hiçbirinin bir başkası ile (asgari müşterekler hariç) aynı fikirde, yapıda, düşünce ve hareket tarzında olmayışı beni hayrete düşürdüğü kadar korkutmaktadır da. Farklılıklarımızdan ötürü hayrete düşmemin normal karşılanıp korkmamın yadırganabileceği kanısındayım. ‘Bu korkunun sırf sübjektif bir bakışla alakalı olmadığından ötürü anormalliğe gitmeyişidir’ buna vereceğim cevap. Çünkü bunun birden çok nedeni var.

Öğrencinin beleş yemek isteme hakkı

1995 yılında girdiğim üniversite ortamı, hayatın ne derece farklı merhalelerde yaşandığını, ne kadar çok yaşam biçiminin olduğunu öğrenmemde ilk adım oldu. Aslında durum yaşam biçimlerinin çeşitliliği gibi görünse de insanların farklılığının ve bu farklılıkları ne şekilde hayata yansıttıklarının bariz bir göstergesiydi.

“Biz insan (ı koyun gibi) taşıyoruz”

Çocukluk yıllarım köyde geçti. Temiz havası, suyu, yeşilin zenginliği gibi bir çok avantajı var köy hayatının. Tabi bazı teknolojik gelişmelerden ve imkanlardan mahrum da kalmıyor değilsiniz. Burada dikkate alınması gereken kriter kanımca ihtiyaç duyduklarınızla sahip olduklarınızın örtüşme yüzdeleri. Velhasıl bir çok yönü ile güzel bir ortam.

Parakolik işlerimiz

Üniversite yıllarında müzik dinleme alışkanlığımız vardı. Her ne yapsak yapalım kulağımızda muhakkak Tahtakale’den harçlıklarımızdan artırdığımız paralarla aldığımız ucuz walkmanlerin kulaklıkları olurdu. Ders çalışırken, yurttaki odamızın ortasına masa koyup pişti oynarken, otobüsle okula veya gezmeye giderken.

İyiler genelde sonuncu olurlar

Uzun zamandır sendika, dernek ve vakıfların (layıkı ile çalışanları tenzih ederek) ne iş yaptıklarını merak edip durmuşumdur. Ve işin açıkçası kendimi ikna edecek pek sağlıklı bir cevap da bulamadım.

Makamda sevişme hadisesi üzerine

Birkaç gündür medya “Yüksel Kaymakam’ın kaymakamlık makamında sevişmesi” ve buna gerçek kadın kaymakamların tepkisini konuşuyor. Gerçek kadın kaymakamlarımız köpürmüş, devlet makamında sevişmenin kanuna, hukuka, etiğe vs. sığmayacağı gibisinden açıklamalarda bulunuyorlar.

Sinan Çetin ve programı

Akşam TGRT’de Sinan Çetin’in hazırladığı bir programdan kısa bir kesit izlemek zorunda kaldım: 20-22 yaşından bir genç kız giyinmiş gelinliğini ve kameraya “Seni seviyorum aşkım, benimle evlenir misin” gibisinden bir safsatalar yığını parçalıyor.

Mücadele

Hayatın, kainatın var oluşunun temel unsurudur insan. Kainatta var olan her şey insana endekslenmiştir. İnsan, merkezidir evrende var olanların. Bu da demek oluyor ki hayatı güzelleştirmek de, kendimize veya insanlara zehretmek de bizim elimizde. Belki fert olarak değil ama toplum olarak elimizde.

Şiire tutunmak

Sevgiye, dostluğa, insanlığa aşırı derecede ihtiyaç duyduğumuz bir zamanı yaşıyoruz. Hayatın bu olmazsa olmaz olgularını yaşantımıza tatbik etmek için madde hırsını ihtirası, kini ve öfkeyi elimizin tersiyle bir kenara itip ortak bir paydada buluşmamız gerekiyor düşüncesindeyim.

Şiir üzerine

Şiir, seven insanın yüreğinin sesidir. Gönül harmanında yoğrulan duyguların dışa vurmasıdır. Duygunun gönül harmanında yoğrulabilmesi için insanın sevgi dolu olması, birilerini veya bir şeyleri sevmesi gerekir. Sevgiden kaynaklanan duygular, sevgiden dolayı düşünülen düşünceler yansıtılır şiire.